mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2011 Pazar

Mim, 10 maddelik Noel Baba'dan istekler listesi

Tekrardan merhaba, bu sefer arayı o kadar açmadım aferin bana :) Hayır yani kafamda anlatacak, yazacak şeyler var ama işte nerden girsem nerden çıksam bilemiyorum; bu ekranın karşısına oturunca yazmak gözümde büyüyor, ama bir başlayınca da çatır çatır yazıyorum.

Sağolsun xcoach beni şuracıkta mimlemiş, hoş! sen beni vakti zamanında yine mimlemiştin ama yazmaya erinmekten o mim arada kaynadı gitti, ogaybende'nin de bir mim'i böyle kaynayıp gitmişti... neyse arada bir içinizden gelirse mimleyebilirsiniz istediğiniz gibi; artık erinmeyeceğim ( burnum uzadımı ne?)

Vallahi lotodan ya da piyangodan büyük ikramiye çıksın listeye pekte gerek yok hani! ama piyangodan çıkmayan şeylerde var dii mi?

1- Vallahi artık şu boynumun tutulmasını istemiyorum; egzersizleri yapmaya erinsem de bir türlü yüzme havuzuna kayıt olmak nasip olmadı. Sağlık testlerini yaptıralı 2 ay oldu olacak hala kayıt olmayı düşündüğüm yüzme havuzu tadilattan çıkamadı. Umarım 2012'de faaliyete geçerde düzenli yüzme ile ara ara tekrar eden boyun ağrılarımdan kurtulurum.

2- Sen nasılsa yüzmeye başlayacağım diye abur cuburları löp löp götür 1-2 ayda 5 kilo al dötün kocaman olsun da 80 kiloya dayan! çüş bana, ohaların ohası bana! :( . Artık bütün umudumu yüzmeye bağlamışım. En fazla 70 kilo olmak hedefim. Alla'ım bi düşünsenize şu anda üzerimde 10 kilo patates taşıyorum sanki; zaten bazen soluğumu bile kesiyor. Noel amca şu havuzu faaliyete geçirsin iki isteğim zamanla yerine gelmiş olur.

3- Sanırım bu sene halama, kuzene ve benim hemşire(abla)'ye gay olduğumu açıklayabilirim, ama yani artık daral geldi "evlenmiyormusun bla bla bla"lardan. Azcık cesaret versin yeter Noel amca, böyle boğazım düğümlenir gibi oluyor, sankim kalbim boğazımda atmaya başlıyor.

4- Şöyle kafalarımızın uyuştuğu, iyi aile çocuğu, çok seksi yakışıklı olması da gerekmez az birşey çirkin olsa da olur; mürekkep yalamış, sevimli, tatlı bir koca hayat arkadaşı :) ben 2 senedir şu date sitelerinde bulamadım bari noel amca gelirken getirsin bi zahmet; yoruldum ben artık.

5- Bir koca da benim hemşire'ye; tatile, sinemaya, gezmeye artık kocasıyla gitsin canım! benim maaşta bi yere kadar yetiyor yani!

6- Anadolu yakasında şu anki işimden daha iyi koşullarda bir iş bulsam da bizimkilerin yanından taşınmak için bir bahanem olur en azından. Yoksa aile apartımanında oturduğumuz için benim birisine görünmeden eve oğlan atmam imkansız! Bir insanın oturduğu apartmanın her katında bir akrabası olur mu? olur anacım olur! O kişi bensem olur! :/ Aslında yaz ortasında bir görüşme gerçekleştirmiştim, başta razı olmasam da ısrar üzerine görüşmeye gitmiştim nasılsa bir işim var diye de maaşı %20-25 yüksek söylemiştim şu anki maaşımdan. Nah!!! alırsın sen o maaşı! böyle demediler tabi de olmadı yani o iş. Neyse buna da şükür diyelim hala bir işim var sonuçta... evrene ben yine bu sene mesaj göndermeye devam edeyim.

7- Uzun uzun sahilde yürümek istiyorum, bunu birkaç sefer bakırköy sahilinde hafta sonu yaptım; saolsun ilk adımı aynadaki aksim ile atmıştım ^.^ Bu sene hedef büyüttüm vapurla bakırköy'den kadıköy yapıp kadıköy-bostancı arasında kulağımda kulaklık uzun uzun yavaş yavaş yürümek...

8- Kadıköy demişken aklıma bir ara yapmaya niyetlendiğim windsurf geldi, sağlık sorunlarım çıkmazsa 7. ve 8. maddeler güzel bahar ve yaz günlerinde yapılacak şeyler.

9- Trenin kompartımanlı bölümünde (iki kişilik olanları varmış pişşttt! ;) güzel manzara eşliğinde tıngır tıngır seyahat etmek, yani sırf gitmiş olmak için bile gidip hemen aynı trenle geri dönebilirim; rotası güzel bildiğiniz bir hat varsa önerilere açığım...

10- Yok valla 10. maddeye yazacak bir şey aklıma gelmiyor; etrafımdaki insanlar mutlu sağlıklı bir sene geçirsin yeter... dinimiz sübhaneke amin!

edit: 11- Nasıl unuttum yaa! iphone 5 çıksın artık ve benim de bi tane olsun istiyorum!

nasıl olsa bu mim'i çoğu kişi yanıtlayacak, o yüzden kimseyi mimlemek istemiyorum derken aklıma birden marshall mathers geldi. Bir tek onu mimliyorum sanırım bu mecra da yeni. Zaten önceki mim'de istemeden bir halt yedim neyse ki çok bir sorun olmadı... ;)

Not1: Yukarıdaki fotoğraftaki noel baba şapkasından nereden alabilirim ucuza? 5 tane alabilirim de, bir oyuncakçı da kadifemsi görmüştüm 9.90 tl'ye kaliteli birşeydi de, yine aynı kalite de varsa bildiğiniz daha ucuzu bir miyav deyiverin olur mu? ^.^

Not2: Bu arada sağ üst köşede uzun uğraşılardan sonra bir mail adresi edindim; başında "bi" olmasına aldanıpta biseksüel olduğumu sanmayın, tüm adresler alınmış ben n'apiim! Artık bana bikarakedi@gmail.com'dan aşk mektuplarınızı gönderebilirsiniz, artık postacıyı yormanıza gerek yok, hem artık adsız'larda yorum yapabilir sayfama, kapiş! :)

12 Aralık 2011 Pazartesi

Return of the Karakedi

Pişştt! ben geldim :) yüzüm yazmaya pek yok ama oğlanın biri beni şuracıkta mimleyivermiş; ben de vesile olsun madem dedim yine geri geldim (yalnız şu satırları yazarken saat gecenin 01:09'u başım gözüm zonkluyor bir yandan da yüzümde hafif bir sırıtma, dur! romeo'dan mesaj geldi!!!)

Neyse; günah çıkarmaya sonraki postta devam edeyim ev oğlanının mim postunu heder etmiim şurada. Mim'in konusu; hakkımda 7 şey yazmam gerekiyormuş... Hoş biraz ucu açık bir mim ama; yani karakterimden mi bahsetmem gerekiyor, yoksa yaşadığım şeylerden mi emin değilim neyse lafı daha fazla uzatmayayım efenim...

1- Gülerken gözümden yaş gelir; bu huyumu seviyorum, huy değil gerçi ama tutamıyorum n'apiim! katıla katıla gülüyorsam öyle böyle değil yani bildiğin gözlerim sızdırıyor bayağı. En azından yapmacık gülmediğimin kanıtıdır.

2- Çevrem de ağırbaşlı, ciddi, sessiz, efendi birisi olarak bilinirim; oysa ki içimdeki ipneden kimsenin haberi yok. Belki piçlikte denebilir buna; ama hep bu bir zamanlar karikatür çizmekten kalan bir huy. Hep böyle aklıma fırlamalık şeyler geliyordu o zamanlar... ama hiçte küfür eden bir insan değilimdir günlük hayatta.

3- Lafı gediğine gayet nazik bir şekilde oturtabilirim; seviyorum ironi falan yapmayı ama, bazen dilimin kemiği olamayabiliyor istemeden de kırabiliyorum insanları. Aslında kırmak gibi bir niyetim yok ama karşımdaki kişi bazen yanlış anlayabiliyor. Genelde espri ile karışık söylerim. Geçenlerde bir arkadaş bu şekilde ironimi yanlış anlamış; demek istediğimi izah edene kadar başıma ağrılar girdi yeminlen!

4- Sanırım azcık gurur da var ben de, bir ara peder bey'le aramız limoni idi; üniversiteye yeni başlarken ki zamanlar peder bey bana cep telefonu almış tabii ben ona kızgınım yaa almadım o telefonu. Aslında babişkom melek gibi biridir de işte daha çok alkolden kendine zarar veriyor; düşüp gözünü başını patlatıyor işte... neyse.

5- Zamanın da arkadaş kazığı yediğim için, insanlara karşı biraz mesafeli olabilirim. Şöyle bir şey var birde; birisine borç vermişimdir, şu zaman geri vereceğim demiştir. O zamanı biraz geciktirince hatırlatmak amacıyla bir derim iki derim, üçüncüsüne artık istemeye utanırım; üzerine bir bardak soğuk su içerim. Ha böylece de o kişi ederini gözümde belli etmiş olur. N'apiim ben de artık "hayır" demeyi öğrenmeye başlıyorum...

6- Hastayken ve gecenin bir yarısı uykudan kaldırıldı isem; domuzluğum tutabiliyor, asabi oluyorum. Aslında sakin ve sabırlı bir insan olarak bilinirim.

7- Hala müziği açıp ayna karşısında dans ediyorum valla :) içeri ev halkından biri dalacak diye çok tırsıyorum ama. Severim dans etmeyi. Bu konuda geçen yaz tatilimde otelin discosunda yediğim naneleri anlatmalıyım...
- oğlum n'apıyorsun sen burda?
+ ııı şey, spor yapıyordum anne...

böyle işte aklıma kabaca gelen şeyler bunlar; daha ne kadar mütevazi olduğumdan v.b. bahsetmedim bilem.

.... ve gelelim kurbanlara; belki aramıza tekrar dönerler umudu ile, hala ara ara merak ettiğim g....... ve aynadaki aksim'i ( lan oğlum aksim insan arada bir ses eder dii mi ama!) mimliyorum gölgelerin gücü adınaaaaaaaaa mim siz de artık!!!...

29 Ocak 2011 Cumartesi

Mim- "Batıl inançlar"

Vallahi biri mim'lemese buraya yazı yazacağım pek yok! Allah'tan birileri mim'liyorda üç beş bir şeyler click'liyoruz; işten eve gelince biraz dinlenme biraz nette gezinme derken bir şeyler yazmaya üşeniyorum, ancak hafta sonları yorgun olmayacağım da yazacağım! Kocaman bir kııııh bana! Daha erkekler konusunda zevksiz kuzenlerimden ve xcoach'tan bahsedeceğim. Bu sefer mim'leyen Aynadaki Aksim.

Mim'in Konusu : Mim batıl inançlarla alakalı bir yazı yazmak.

En baştan başlayalım; ilkokula gittiğim dönemler... Aslında ne kadar batıl inanç, hurafemsi ne varsa tee o zamanlardan itibaren çevremizden zihnimize yerleştiriliyor. Pek tabii küçük, saf olduğumuzdan bunlara kolayca kanmamız kaçınılmaz; en azından ben böyle kandım şöyle ki:

Hayvan ölüsü görmek: Neyse ki bu geçmişte kaldı. İlkokulda ki çocuklar arasında yaygın olan bir şeydi; bilenler bilmeyenlere bu saplantıyı bulaştırırdı. Ya hayvan ölüsü ya da fare ölüsü gördüğünüz de (tam emin değilim) saçınızı tutup gökyüzünde uçan 3 tane kuş görmeniz gerekiyordu. Kuşları buldunuz buldunuz yoksa mıçtınız! El saçta hem aptal ve komik durumuna düşmemek için başkalarına çaktırmadan saçınızı tutmaya devam ederdiniz; hem de hayvanın gece rüyanıza girmemesi için kuş arama telaşına düşerdiniz. Petshop'lardaki kuşlar sayılmıyor! İllaki uçması lazım. Ha eğer hava yağmurlu ise moku yediniz, yağmurlu havalarda kuşların hepsi bir yerlere tünemiş oluyordu. O zamanlar her yer betonlaşmamış olduğu için evin yanındaki boş arsalarda oyun oynarkene denk gelebiliyordunuz ölü farelere. Şimdi na mümkün! Orta okula kadar bu böyle devam etti.

Cips kola kilit (hem de "özel"): Aslında bunun batıl inançla bir ilgisi yok, eski dosyaları karıştırınca aklıma geldi. Bunu artık kim icat etti ise herifin kafası ticarete çalışıyormuş! Şimdi kesin "İyi günler efeeem! Gözünüzün üstünde kaşınız olduğu için bizden 1000 kontör kazandınız, ama bunu alabilmek için bize 250 kontör göndermelisiniz" diye mesajlar atan bi yerin başındadır. İki kişi aynı anda, aynı kelimeyi söylerse; sihirli cümle olan "Cips kola kilit"i ilk söyleyen kişi diğerini kitliyordu; artık konuşmanız yasak. Konuşabilmeniz için birinin adınızı telaffuz etmesi gerekiyordu.Yook! ipne bir de "özel" sıfatını eklerse; artık siz o kişinin insafına kalmışsınızdır. Kitleyen kişi isminizi anarsa konuşabilirdiniz; ya da al bir "cips ve kola" istediğin kadar konuş. Zaten her şey bedavadan bir cips ve kola içindi. Ismarlayan saftirikler vardı, olayın saçmalığını anlayacak yaşa gelincede "s*ktir"i çekiyorlardı.

Cep'e tuz koymak: O zamanlar 12-13 yaşındayım, büyük abulam evleniyor; klasik evlenme ritüelleri... Kırmızı kurdeleyi abulamın beline ben bağlamıştım; şimdi bu davranış kadını küçültücü gelse de o yaşta çoğu şey çevreden empoze edilirdi, kaçacak yerim yok! Evden çıkmak üzere hazırlanırken valide hanımın eli cebime gitti; bi baktım bir tutam tuz? Hiçbir anlam verememiştim; sanırım o gün o kadar güzel idim ki beni kem gözlerden korumak istemişti. Bir de bunun dualar eşliğinde tuz çevirme versiyonu var; sadece kulaktan dolma bilgiler.

Götü kaşımak: Bunu şaka mahiyetinde yakın eş-dost arasında bazen derim, bazen yaparım. Çok şık olmuşsunuzdur işte nazar değmesin diye birisi "götünü kaşı kızz!" der, siz de kaşırsınız. Amaç nazardan korunmak; sanırım bu yöresel bir batıl inanç.

Başkasının elinden bıçak almamak: Hadi unuttun aldın diyelim, bi de bıçağa "pühh" diye tükürülür "-ayyy! iğğreaaançsın valide iğreaaanç!". Bir tanıdıktan bununla ilgili mantıklı bir açıklama işitmiştim; bıçak bilindiği üzere metal, ve metaller de elektriği geçirir. Elektriği geçirdiği gibi başkasının negatif enerjisi de size bıçak vasıtası ile geçebilir. Yani arkasında parapsikolojik bir şeyler olabilir...


Eşiğe basma: Bu konuda rahmetli babaannem ve eski evin tahta eşiği gözümün önüne geliyor. Niye basmamam gerektiğini bilmiyorum, o da bilmiyordu sanırım. Herhalde evin içine ayakkabıdaki kir, toz, çamur girsin istemiyordu.

Ellerini birbirine geçirip oturunca kısmetini bağlamak düşüncesi: Valide hanım bu konuda bana bazen fırça çeker "ayy! ne alakası var be kadın! inanma böyle şeylere" derdim.

Tahtaya vurmak: Bunu hala yaparım mesela, aklıma sevdiklerimle ilgili bazen karamsar şeyler gelir; "saat kaç oldu hala aramadı, gelmedi" deyip endişeye düşer bir yandan da kulağımı çeker "muccuuuks!" yapıp içimden de "Allah korusun! Şeytan kulağına kurşun..." x 3 kere derim. Agnostik takılan biri için çok mu muhafazakar takılıyorum acep? Farkındaysanız çoğu çocukluğumdan kalan; aile, akraba büyüklerinden, aktarılan şeyler. Zaten bizimkilerden bazıları da falcılara, yıldızlara bakan hocalara gider! Doğru tahmin ettiniz bende kahve falını merak edenlerdenim; maksat muhabbet olsun.

Karakedi: Ve geldik asıl assolistimize!

Karakedi görmek uğursuzluk sayılırmış! Hadi beh! Tamam çocukken karakedi gördüğümde saçımı falan çekmişimdir, ama belli bir olgunluğa erişince bu düşünceden uzaklaştım. Hollywood sinemasının da bu düşünceyi körüklemesi yok mu! ayhh! Zavallı hayvan! Bir yakınımızın karakedisi vardı; diğer tüm kedilerden bir tek o hoşuma gitmişti; hayvan o kadar cool ki, gereksiz şımarıklıklar, aptallıklar yapmıyordu; görüntüsü güzelliği ile simsiyah bir jaguar'dan farksızdı. Anı ölümsüzleştirdiğimiz bir pozumuzda var birlikte çekildiğimiz. Karakedilere diğer kedi türlerine göre sanırım biraz pozitif ayrımcılık yapıyorum; toplum tarafından "uğursuz" diye yaftalanıp, ötekileştirildiğinden olsa gerek. Zaten "karakedi" rumuzunu kullanmamda ki nedenin altında da bu yatar; eşcinsellerin de toplum tarafından ötekileştirilmesi. Oysa her ikisinin de sevgiye o kadar çok ihtiyacı var ki. Sanırım bu yüzden sahil kenarında evin bahçesinde ki karakedinin hatırını bizimkilere soruyorum; bu hayatta yoldaşlık yapıyoruz birbirimize, valide hanımın tüm muhalefetine rağmen. Resimdeki kim mi? Tarla kedisi "müjü"...

16 Ocak 2011 Pazar

Mim'cikleyen parmaklarınız dert görmesin!...

Lütfen bana böyle uzun, çok genel-geçer mimlerle gelmeyin; her bir başlık ayrı bir post konusu. Yine de ilk kez biri tarafından mim'ciklendiğim için, xcoach'a buradan böyle gırtlaktan derinlerden bir yerden "mııırrrrrrr....mııırrrrrrr...mııırrrrrrr..." ;) blog aleminde artık "milli oldum" sanırım... Şu anda kendimi sırt üstü düşmüş yengeç gibi hissediyorum; yumuşak karnım açıkta!

Dindarsınız ya da değilsiniz, inancınız var ya yok , dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda en çok sizi iten şeyler ne ve neden?
Herkes inandığı ölçüde inancını yerine getirsin, getirmesine de bunu yaparken gözüme sokmaları rahatsız eder beni. Son zamanlarda şunu düşünmeye başladım, sürekli "Allah" ın adını ağızlarından düşürmeyen insanların; gerçekten Allah'a ihtiyacı var, o insanlar hakkında kafamda soru işaretleri oluşur. İnanç kul ile Tanrı'sı ile arasında olan birşey; kimseye ispat etmek gerekmez. Bazı "dini bütün" diye tabir edilen insanlara bakıyorsunuz; insanlıktan nasibini almamış... Lafım din üzerinden "rant" sağlayanlara, anladınız siz onu... Hem inanç sadece 5 vakit namaz kılmak, oruç tutmak değildir! Bunlar çok basit; asıl zor olan farklı kültürdeki insanlara saygı duyabilmek, insan ilişkilerinde dürüst olabilmek, insanlar hakkında ileri geri konuşmamak...vicdan sahibi olabilmek...Yerse buyursunlar.
Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne?
Sabırlıyımdır; çevremde böyle tanınırım, yani kolay kolay kızmam. Bir de olaylardan hep olumlu bi yan çıkarmaya bakarım... Bazen hırçın yazılarıma, laflarıma denk geliyor olabilirsiniz; aslında sakin bir karakterim vardır; işte ne oluyorsa oluyor gaza gelip döktürüveriyorum, o ben değilim. Günah çıkarttım... :P
Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?
Şöyle diyeyim; dünya tatlısı yiğenlerim var, kuzenlerimin çocukları, bilirsiniz herşeyin yavrusu tatlı olur. Bazen onları görünce dayanamaz yanacıklarından, gıdışlarından öperdim; kim dayanabilir ki? Öpünce genelde suratlarını ekşitirlerdi; sebebi sakallarımın batıyor oluşu; 2-3 yaşındalar o zaman. Sonra onları rahatsız etme hakkım olmadığını anladım; artık öpmek için izin ister oldum; keyifleri yerinde iseler öptürürlerdi, olmaz dediklerinde yapacak birşey yok, içim giderdi ama, bazen traş olup gelip "şimdi öpebilirmiyim?" derdim; o zaman öptürürlerdi. Yani bir insan bir şeye hayır diyorsa onun bu kararına saygı göstermek gerek; kendi bencilliğim için kimseyi rahatsız etme hakkım yok; hele ki artık son kaşığı çocuğun ağzına zorla dayayan yakınlarıma söyleyecek birşey bulamıyorum, çocuk doymuş işte zorlamanın anlamı ne, boşuna bağırış çığırış...
"İnsanın" sizdeki tanımı ne? Karşınızdaki kişi de olmazsa olmaz dediğiniz özellikler neler ve neden sizin için önemli bunlar?
Kimliğime bakıyorum; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, dini İslam yazıyor... 20'li yaşlarımdan sonra kendimi ve başkalarını bunların üstünde sadece "insan" olarak görmeye başladım; tüm dünya'da böyle görse savaşlar olmayacak ya... sakalım da yok ki...
Açık olsun, dobra olsun; dürüst ve hoşgörülü olsun...
Hayata bakışınızı paylaşır mısınız? Sürekli bir şeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz?
Üniversite okuduğum yıllarda kişisel gelişim kitaplarını yalayıp yutan birisi olarak- n'apim? insan yalnızken yol gösterici olarak kitaplara sarılıyor, onlarla karakterini hayata karşı daha dirençli hale getiriyor- olayların olumlu yönlerini görmeye çalışırım; "üff" n'apıcam ben şimdi?" deyip, insanlara karamsarlığımı aşılamam, düşünce birinin sizi gelip kaldırmasını beklerseniz daha çok beklersiniz; hadi hiç bir çıkış yolu bulamadım diyelim "vardır yukarıdakinin bir bildiği" deyip öyle devam ederim; Hayat bu! herkesi mikiyor!..
Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?
Açgözlülük...
Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne ? Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz, gerçeğiniz, boşvermişliğiniz, gamsızlığınız?
Bazen kendimi pek girişken bulmam, mütevaziliğim tavan yapabilir. Ha geçmişten gelen bir takım pişmanlıklarım var; özür dilemem gereken insanlar, zaman zaman aklıma gelir keşke öyle davranmasaydım diye vicdanım arada bir yoklar beni; gamsız olsam hayat daha bi kolay olurdu haa?
Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden ?
Olaylara göre değişmekle beraber, ikiside; kimi zaman biri diğerinin önüne geçebilir... Üff çok genel sorular olmuş böyle mim mi olur? Sırf bu soruya sayfa sayfa yazılabilir!
Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi, tepkiniz nasıl olurdu? Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları? Kişilere davranışlarınızı neye göre belirliyorsunuz ?
"Arkadaş" dediğim bir insan ise üzülürüm, geçmişte başıma geldi; öyle olunca da bir savunma mekanizması geliştiriyorsunuz, insanlara şüpheyle yaklaşmaya, etrafınıza duvarlar örmeye başlıyorsunuz. Artık araya mesafeler girmiştir bile... Zamanın da yapamadım ama yüzüne vurmak gerekir yapılanları, öylesi karaktersizlerin!
Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermeli miyiz? Tepkimiz nasıl olmalı?
Alternatif yollar aramalıyız! Pirince giderken evdeki bulgurdan da olmak var! Olayların getirisini götürüsünü düşünüp tartıp öyle hareket edilmeli; burada mantık biraz daha ağır basıyor...
Bir konuşmada geçti,ben böyle bir cümle kurdum:"Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümlelerde değerli değildir, isterse hakkımda zanlarla kötü konuşsun hiç farketmez." Bunu söylememin nedeni de şu; biliyorum ki bu dünyada en zor şeylerden biri sizi anlamaya kapalı insanlara kendinizi ifade etmeye çalışmak ve birilerini memnun etmeye çalışmak..Peki siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda?
Elin ağzı torba değil ki büzesin. Birilerini memnun etmek ile ilgili geçmişten aklıma gelen şöyle bir laf "İstediği gibi yaşamak değildir bencillik, başkalarına kendisinin istediği biçimde yaşamalarını önermektir... Kırmızı gül olmak isteği için bencil olmaz kırmızı gül; bahçedeki öteki tüm çiçeklerin de hem kırmızı, hem de gül olmasını istedi ise, işte bu korkunç bir bencillik olurdu." Oscar Wilde
Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?
Çok genel olmuş! Ama çocukken çevremden bana kızdıklarında "kızz gibisin..." lafını işitmişimdir. Ben de içimden "niye yaa?" deyip üzülürdüm; çocukken insan pek bir kıpır kıpır oluyor anacım, ama bunu genelde beni sevenler, hoşça vakit geçirenlerden değil de; karakteri fesat olanlardan işitirdim... Ama şimdi yarabbime bin şükür taş gibi hatunum ayol! ;D
Başkasında kınayıp da sonra sizinde yaptığınız bir şey var mı?
Aklıma gelmiyor, ama bende kınadığı şeyi daha sonra kendisi yapan bir abulam var; eh bu hareketlerini yakaladığımda yüzüne vuruyorum, "ben yapınca kötü oluyorum! sen yapınca iyi oluyorsun değil mi?" diye söyleyince "kes sesini! ben senin büyüğünüm!" diye de su yüzüne çıkabilme kapasitesi vardır; benden akıl almadan da birşey yapmaz; ayhh! öyle ki bir insan hergün mü "yarın ne giyeyim?" diye kardeşine danışır! Yeter yani bu da bi can! Çok eziyor beni çooook! :)