12 Aralık 2012 Çarşamba

Kasım kedisi ve Güliver - Part 2

Güliver ile girdik yorganın altına, zaten döt kadar yerde kıpır kıpırız yorgan mı kalır üzerimizde? Tamam başta bi çekingenliğim vardı ama bu sadece onun hoşuna gitmeyecek birşeyleri yapmama isteğinden kaynaklanmaktaydı... Zaten arada sırada soruyorum; sevişme sırasında konuşmak nedense hoşuma gidiyor, aralarda gülüşmek felan... "ben altta olsam ezilirim sanırım dii mi ehiehiehi..." gibi komiklikler yapmalar... Güliver'in boy ve kilo olarak benden 15 fazlası olunca; napiim ister istemez ilerisini düşünüyorum "lan ben bununla sevgili olsam hep ayak parmaklarımın ucunda kalkıptamı öpüşeceğim?"

İltifatları peşi sıra dizdikçe ben karakedilikten panterliğe doğru yol alıyorum. Bi ara bana kedi benzetmesi yapmıştı; hangi arada olduğunu söylemiim :) derken nirvanaya ulaşan ilk o oldu... sonrasında sarıldık (sarılmakta yetebilmeli bazen demiştim ona yazışmalarımızda) ve kanepede uyuyakalmışızdır bi yarım saat sanırım. Hadi bari yatakta uyuyalım dedik, uykumuz da gelmişken... Yatağa geçtik, insanın iki dk cin gibi olur mu? 9 canlı dememişler boşuna ^^ Ondan da bi itiraf geldi zaten "meğersem yatakta sevişmek gerekiyormuş seninle..." Kanepe pek rahat değildi bacağımın biri yerdeydi yani :/

Neyse yatakta iken zurnanın zırt dediği yere geliim; o esnada bütün kan tek bi yöne hücum edince, tabii şimdi beyine yeterince kan gitmeyince sağlıklı düşünemiyorsun doğal olarak "istersen prezervatifsiz de yapabiliriz?" demeyeyim mi oğlana? o.O Neyseki kabul etmedi; alla'm bi anlık azgınlık neler yaptırıyor insana!!! Sadece niyetim onu memnun etmekti... (niye hep karşımdakini düşünen ben oluyorum, bi de karşımdaki beni düşünse yaa). Derken patilerimle güliveri dağa fazla yormak istemedim uyuduk gece ikiydi sanırım.

Sabah sen, karga daha bokunu yemeden oğlanın üzerine patilerini atıver... sabahın sekizini görünce "ohaa" demez mi bu! Amaa sabah sevişmelerini daha çok sefiyoruuum ben ^^ (saçmalama alt tarafı hepi topu iki kez yatağa girdin!)... derken patilerimi oğlanın "g" noktasında gezdirmem ile nirvanayı ikinci kez görmesin mi? "Dur, yapma biraz bekle" dememe rağmen :/ Artık ön sevişmeyi uzun tutmaktanmıdır nedir bilemedim bu sevişme de de nirvanayı göremedim :( sonrasında tabiki kasıklarda bi ağrı...

Neyse; çok detaylı oldu ise pardon da beni asıl üzen şeye geleyim...

O gün güleryüzle sarılarak uğurlayan "bi dahakine ne zaman geleceksin?" diyen, sevişirken nefesine kokuna bayılan, "numaranı vermezsen seni öldürürüm, bunu saymıyorum" diyen oğlanı olayda bi iki hafta sonra metrobüs durağında beklerken gördüm... Öncesinde bununla ara sıra yine yazışıyorduk; o da benim iteklemem ile ilk baştaki isteği pek göremesemde. Tekrar buluşmak isteseydi giderdim de...

Metrobüs durağında karşılaşmamızın detayını anlatmiim ama; benim aklımda ona "merhaba" demek varken onun kendisini tanımamam için kafasını çevirmesi... Ağır çekimde yanından geçtiğimi hatırlıyorum. Sanırım kendisini farketmedim sanıyor... Ben de ses etmedim... Belki de yanlış anladım ama hislerime de güvenirim... O günden sonra ben de ona nezaketen arada bir hal hatır sormayı bıraktım... :/ Duygusal problemleri olabilir ama niçin bu hal ve tavırlar? İnsanı kırmaktan başka birşey değil...

Next?...

3 Aralık 2012 Pazartesi

Kasım kedisi (+18) Part 1

Valla deselerdi ki "kedi nickini alıyorsun ama yıldan yıla sevişecen" almazdım belki de karakedi nickini! ^^ Geçen seneden "ökküz"ü biliyorsunuz; ilkti bu da yine tam bi sene sonra ismi de "güliver" olsun... aramızda ki 15 cm lik boy farkından ötürü; haa pigme olan benim burada. Fotoğrafta herşeyi özetliyor zaten; "her açıdan"...

Gelelim nasıl tanıştık ettik... Malumunuz geçen yılbaşında noel babadan ayfon5 istemiştim, "yeter artık çıksın alacam..." demiştim. Çıktı çıkmasına da noel baba gösterince baba gibi 3000 tl lik faturayı, bi de "alt tarafı" çekip uzatmışlar ayfon 4'ü ayfon5 koymuşlar adını... "Yok kalsın" dedim, biraz büyük müyük geldi başta ama artık yeter beklediğim deyip S3 ü kucakladım... Kucaklamanın haftasında insan hemen flörtöz uygulamaları yükler mi canım! Yükler elbet... İşte "güliver" ile de ilk onun "merhaba" demesi ile (evet "merhaba"... "mrb" değil, "slm" hiç değil, "nbr" ondan da değil) grayndır da başladık yazışmaya...

Başta esrarengiz bi fotoğrafı vardı; tırsmadım değil... ama yazışmaya başladıkça; bunun okumuş etmiş iyi birisi olduğu izlenimini edindim, aramızda da 1-2 yaş farkı felan vardı. Zaten niyetim belli, "ap?" diye yanaşanlara ben yanaşmıyorum, canım bi destur der insan yahu!!! baktım bu ön elemeyi geçti; ilerleyen günlerde ben bunu fotoğrafını değiştirmesi ile kim olduğunu çıkarmayayım mı? Dünya çok küçük! bunu her zaman derim... Sizi de bulmamı istemiyorsanız sosyal mecrada kullandığınız fotoğrafınız ile gay mecra da kullandığınız fotolarınız farklı olsun; haa çoğu ipne kardeşimiz bu farklılığı soyunmak ile yakalıyor :/
(iç ses: uzun yazmıycam diyorum yine de laf lafı açıyor canım, gülivere gel!)

Tanıdıktan sonra aynı gün uzun uzun mesajlaşmalarımız sonucunda beni evine davet etti; o da benim gibi +18 e giren gün içi yazışmalardaki muhabbet esnasında işteyken masasından bi süre "kalkamamış"... "Gel sana çay demliyceem" deyince, dayanamadım gittim; çayı çok severim valla... Zaten yolumun üstündeydi evi, ısrarını kıramadım gidene kadar mesaj atmaya devam ediyor hala sevinç içerisinde.

Evine vardım, beni rahat kıyafetleri ile karşıladı; askılı ve pijama vari birşey (şahsen benim evime birisi gelse böyle karşılamam; niyeti bozmak gibi bi durumum olsa bilemiyorum tabii). Oturduk lafladık daha çok o konuştu, ben arada lafa girmeye çalıştım ballı çayından getirdi (çayda poşet çaydı, neysse). Çaydan mıdır nedir gece boyunca karnımda bi şişlik bi gaz, oğlanın yanında salmamak için de zor tutuyorum kendimi, zaten sevişme esnasında da "ben bi wc'ye gideyim dedim, yanında salmak istemiyorum ehii" dedim... Başta bi kafa karışıklığım oldu; hani ben beyaz atlı prensimi bekliyordum ya, hani kafa dengi birisi olsun diyordum yaa ondan. Ama oğlanın sıcaklığından, bi de ister bi vaziyette olmasından, bakışlarındaki o yalnızlıktan... "Peki" yi deyiverdim, o geceyi onunla geçirmek için evdeki ablaya da bi "yalan" uyduruldu ve başladık öpüşmeye...

Sanırım bu, benim bi anlık kararsızlığımı utandığıma yoraraktan yorgan getirmesin mi? Canım yaa, insan hiç seviştiği kişiden utanırmı? Yorganın altında yaşananlar bi daha ki sefere...

Flash Haber: Bu arada Maviş'le ilgili beklentilerim sonlandı... O'na next dedim; kafam da soru işaretleri ile. Bu da ayrı bi post konusu (güliver ile maviş'ten daha önce tanışmıştım; i'm not a bitch kapiş?).

25 Kasım 2012 Pazar

Miyav

Herkesciklere tekrardan merhabalar... Uzun bi süre oldu farkındayım. 9 canımın 9'u da duruyor yerinde, ha bu sürede neler oldu derseniz; ben gayet iyiyim zaten bloglarınıza gelip arada bi kokumu yorumumu bırakıyorum... hastalıklar, ölümler, işler güçler, hayal kırıklıkları, mutluluklar, yeni şeylerle hayat aynen devam ediyor benim için.

Ben bu sayfayı güya romeo da orda burda kendimi anlatmaktan yorulduğum için millet beni burada okusunda tanısın felan diye açmıştım; amma velakin blog sayfamı bilhassa gizliyorum yoksa samimi paylaşımlarda bulunmam zor olur (beyim ne der sonra?). Eğer tekrar yazmaya ara vermezsem, gay güncesi gibi bi hal alacak sanırım.

Nerden başlayacağımı bilemediğimden en sıcak vaka ile başlayayım, daha dün tanıştık kendisi ile kazunun şu postundaki yorumda anlatmıştım ya "mavi gözlü" hani... İlk günden pek bi samimi olduk gibi, sürekli yolda gördüğümden olsa gerek? Herşey açık açık konuşuldu, bakalım aceleye gerek yok ( 8,5 yıl sonra 40 olcam)... Ya bi de ben çok mu safım, yoksa çok mu kibarım Grindr da her mesaj atana dönüş yapıyorum bazen birkaç kişi ile sohbet ilerliyor, neyseki seks odaklı birisi değilim yoksa erkek *ruspusu olur çıkarım tırstım valla... Sadece muhabbet olsada aynı anda birkaç kişi ile yazışmakta tuhaf bi haller oluşturuyor ben de... Neyse "mavis" ile ilgili daha önce yazdığım yorum aşağıda...Şimdilik arkadaşııız (bi buluşmada nereme arkadaş oluyorsak; alt tarafı ona mağaza mağaza mont baktık, kahve içtik, sinemaya gittik)... kısmet

ama mesajı gönderip unutmak gerekiyor, yoksa yine olmuyor...

sevgili kazu'nun günlüğü...
birinizin yorum sayfasında anlattımmı bilmiyorum ama; benim şöyle bir kezbanlığım var ^^ romeo'da bi oğlan vardı; sevimli, iyi aile çocuğu modunda bir hali vardı,tam istediğim gibi, neyse ben bunun ilk tanışalım mesajına, o zamanki modumda tanışma isteği olmayınca biraz da açık kapı bırakarak "...şu sıralar yeni birisiyle tanışmak istemiyorum belki daha sonra olabilir" demiştim yaşadığım hayal kırıklıkları neticesinde... neyse biz bu oğlanla işe gidip gelirken nerden baksan 20-30 kere karşılaşmışısızdır şu 2 yıllık süreçte. arada bir göz teması kuruyoruz; gözünde bir parlama, ben de ara sıra utangaç haller gözü sağa sola kaçırmaca felan... hatta hala taptaze bi kezban olarak bunun yürüdüğü yolda saat kaçta nereden geçtiğini bilerekten evden koştura koştura o saatte orada olmaya çalışmalar, erkenden yola koyulmalar felan ^^ resmen liseli ergenler gibiyim :/ romeo'da da nickini silmiş sanırım göremiyorum, görsem zaten bu sefer ben tanışmayı isteyeceğim. bununda ayna karşısında çekilmiş bi pozu vardı; önyargılarımdan kurtulmalıyım sanırım?

neyse... bi arkadaşa kahve falı baktarıyorum, bişeyler söylüyor işte. diyor ki; "şu sıralar unuttuğun ara ara karşılaştığın biri ile bi yerde karşılaşacaksın; metrobüz olur, kitapçı olur bu kafanı kaldırınca onu göreceksin." üzerinden bi hafta geçti ben bi arkadaşla buluşmak üzere taksime gittim, arkadaş beni iki saat beklettiği için o süre boyunca istiklal caddesini baştan sona sürttüm, sallana sallana... dükkanlara giriyorum felan, en son taksim d&r'ye girdim "bari kitaplara bakayım" dedim, 10dk felan kitapları inceledim bi kitabı almak için kasaya yöneldim...

ödemeyi yaparken arkamda solumda bir ses "bu deftere duruşmalara girmeden aklına gelen herşeyi yaz" diye bi bayana birisi bişeyler diyor... ben kasanın önüne konan önce o küçük deftere bakıyorum bir el üzerinden çekiliyor defterin, sonra o elin sahibi kim diye kafamı kaldırıyorum bana bakan bir çift parlayan mavi göz!!! ve karşımda her zamanki oğlan!!! o.O ben şokla eşşeklik arasında gidip gelerekten kafamı sakince kasiyere döndüm kart şifresini giriyorum bir yandanda içimden "sakin ol" diyorum...

özetle çok malım! :/ sevgili evren bana bi güzellik daha yapsana diyorum buradan... zaten olay sonrasında fal bakan arkadaşın dedikleri aklıma gelince beni aldı sırıtık bi ifade, "yuh!" dedim... sonrasında arkadaşla taksimdeki falcı imama gittik o da "aşkı şubatta buluyorsun" diyor... hadi amin bakalım ^^

kalbin kadar temiz olan bu sayfayı bana ayırdığın için ayrıca teşkür kazu ^^ postu okuyunca aklıma bu geldi, 2 hafta kadar önceydi olay zaten ve ben hala işe koştura koştura gidiyorum :)


13 Mart 2012 Salı

One way (devam)...

Selam yavrular; devam etmek ancak bu zamana kaldı n'apiim! Dün de atletizm yarışlarına gidince, fırsat olmadı :P oradada ne güzel oğlanlar, daddy'ler vardı da neyse konumuz bu değildi...

Bara girdik işte montları vestiyere bıraktık, hay bırakmaz olaydık; çıkışta anladım bırakmamak gerektiğini sırf 10 dakika montları almak için vestiyerin önündeki kalabalıkta bekliyorsun! Herkes temas halinde yani döt kadar yerde görevli amcalar yetişemiyorlar yani millette sırasını kaptırmamak için safları sık tutuyor, tabi ben de farkında olmadan önümdekine arada temas ediyorum ama kimse öne geçmesin diye... ay oğlan demez mi az biraz geri dönerek "biraz çekilirmisin?" tabi banamı dedi onuda anlamadım, demeden zaten geri çekiliyordum farkında olup, zaten çokta üzerime alınmadım ortaya söyledi gibi :) not: bir daha gidilirse dükkanı kapatanlar ile bardan çıkılsın! saat 4'e geliyordu sanırım...

Tabii bara girer girmez ilk dikkatimi çeken mekanın geniş olması idi; haa birde sigara içilen yeri vardı ki orası ışıl ışıl en azından orada istediğinizi kesin; içeride karanlıkta insanları pek seçemedim. Yani karanlıkta hoş görünen birine ışık altında denk gelince "ayy bumuydu demin içerdeki acaba?" diye şüpheye düştüm... saat 24:00 civarı olmasına rağmen 100 kişi vardı rahat... Ne ara dolduğunu anlamadım bile...

Birer bira daha içtik elemanla "eee niye geldik dans etmiycekmiyiz?" diye kaşınan bendim; çok pis dans ederim de, hala yaz tatilindeki otelin diskosunda geçenleri anlatmadım dii mi ^.^ Kimileri kopmak için alkol alırya hani; ben ayık kafa ile de gayet rahat kopabiliyorum, sadece çevremde tanıdık insanların olması kafi...

Bu oğlan geçen seferde işyerinden bir hatunu getirmiş buraya gayette yakın temas dans etmişler; etraf hep bunları izlemiş tabii... Bu arada sanırım vajina kotası var; kız arkadaşı ile gelen oğlanın yanındaki kıza "alamayız" dediler, erken gitmekte fayda var kıskısa gidecekseniz eğer... Benimlede aynı dansı yapmazmı! Aslında yeni yeni tanımaya başladığı biri ile bu kadar yakın temas dans etmeye alışık değilim; bir tek kocamla ederim o ayrı!!! Ben de kaba olmamak adına pek ses çıkarmadım ortama uyduk...

Aslında ben daha çok kendi çapımda dans etmeyi severim; etraf kalabalıksa elimi kolumu fazla sallamamaya yerimde sallanmaya dikkat ederim, yani dans edeceğim diye etrafımdaki insanları rahatsız etmeye çekinirim. Bu böyle madonna gibi geri geri yatıyor (aslında hadise yapıyor o hareketi ^.^), "yatmadan dans etsene" deyince de olmuyor beceremiyor (evet beceremiyorsun cicim ^.^)... Zaten etrafı da benimle dans ederken süzmesinden rahatsız oldum; ben daha çok dansıma odaklıydım ki kopma anında gözlerimi artık kaparım dünya pipişimde olmaz!!! Hatta "kaç tane öpüşen gay gördün?" derseniz gözümün önüne bir çift geliyor! Buradan anlarsınız sanırım etrafı pek kesemediğimi :( Tamam genelde göz temasından kaçınmışta olabilirim, ama dans ederken bir oğlan; istediğim kıvamdaydı, bana bakıp hafif gülümsüyordu sanırım ben de ona göz kırparak gülümsedim dansıma da devam ettim...

...Malum bar kalabalık olunca insanlar artık dans edenlerin arasından geçmeye başlıyor; bunu bilerek mi yapıyorlar emin değilim ama dans eden iki insanın arasından da geçmeyiverin! Kıçınızda kurtmu var ordan oraya!!! Birileri bu oğlanın arkasından geçerken "pardoooooon!" bu bi durdu, bi horozlandı! ben dedim " upss sıçtım!" diğeri de çemkirmeye başlamasın mı ben de bunlar birbirlerine girecek diye benim oğlanın kolunu tuttum; neyseki anlık birşeydi de kestiler... Tabii benim keyfimin kaçmasına yetti bu olay... Sonrasında yakın temas danstanda soğudum "artık yakın temas dans etmesek" diye uyarmak zorunda kaldım oğlanı... Ben de az değilim, havaya gelip arkadan ellerim ile bunu göğüslerini hafif sıkıp "vik vik" yapıyorum :P çok rezilim!... Tabii biraz alkol almıştı; malum bunu sakin olmaya çağırırken aklıma benim peder geldi, onunla da alkol sorunum olmuştur da. "Alla'aam alkolik bir kocamı!" olacak gibi değil ama aklımdan o an bu geçti; yani alkol problemi olan bir sevgili!!! Sonra bir ara ortadan kaybolunca; tabii benim aklımdan "umarım deminki ipneleri bulupta şişeleri kafalarına geçirmez!" gibi düşünceler geçiyor, "bira alacağım" diye gitti gelmedi ben de onu aramaya koyuldum ortada bırakmayayım diye... Sonradan anlattığına göre; oradaki iki ipne bunu iki sefer iteklemişmi n'apmış! bu da parlamış birden, yani haksız da değil ama...neysse!

Çığlıklar ata ata dans edenler, tshirtlerini çıkaranlar; bir ara kadının birinin memelerini  sallanırken gördüm acaba gerçekten kadınmıydı emin değilim şimdi? Hande parçası çalınca bu çığlıklar daha da yükseliyordu :) ve anlam veremediğim şekilde dans edenler; histerik bir biçimde diyebilirim... Koltukta oturan amcalar, acaba bizdemi o yaşa gelince öyle olacağız? birini geç saatlere doğru uyur gördüm :) biraz içim burkuldu onları görünce misafirliğe gelmiş gibiydiler sadece oturuyorlardı... Arkadaşlarının ısrarına rağmen dans etmeyenler ve dans edenleri seyreden büyük bir çoğunluk... Acaba wc'de bekleyen ve vestiyerdeki  görevli amcalarda bizden mi? merak ettim...

Neyse tatsızlıklar olmasa daha iyi olacaktı ama, yine de kurtlarımı döktüm öyle ki; yüzmeden dolayı antremanlı olmama rağmen ertesi iki gün bile kalçam yürürken ağrıyordu... Hoş bar da insanlarla tanışmaya biraz şüpheyle baksamda (o gürültü de ne konuşulur ki! az daha benim oğlanı duyabilmek için kulağımı yaklaştırınca kulak zarımı deliyordu bu; sesinin ayarı yok sanırım?) eğlenmek için gidiyorsanız kurtlarınızı dökmeden gelmeyin anacııımmm!

Niye bazıları gay bara takılanlardan haz etmez ki? Date sitelerinde görüyorumda bazen! Neyse ben kurtlarımı biriktiriyorum; dökmeye her an hazırım ^.^ ev de ayna karşısında dans et et et! o da bir yere kadar yani!.. yılan dansımı tüm dünya görmeli :P


11 Mart 2012 Pazar

One way...

Selam yavrular; bu sefer istikrarımı bozayım dedim ve yine yazdım...

Geçen ki postta bahsettiydim; 30 yıllık ömrümün 3 yıllık gay kısımında ikinci kez bir gay bara teşrif etmiş bulundum; tekyön... Malum genel kanı itibari ile, yani okuduklarımdan aklımda kalanlar ile genellikle kamyoncuların takıldığı söylenen o bar...

Bar ile ilgili ilk izlenimime gelince, "oha, çüş bu kadar da kalabalık olamaz!" diyecek kadar kalabalıktı içerisi ( yani sonradan kalabalıklaştı) siz deyin 200 ben diyeyim 300 rahat var belki de fazla... Bubble ile kıyaslayınca hem daha kalabalık, hem daha büyük, hem de iddia edilenin aksine ortalık kamyoncu kaynamıyor (yani kamyoncu denilen tipler hafif göbekli orta yaşlı, gürbüz bıyıklı amcalar oluyor yanılmıyorum değil mi?); kesinlikle her zevke hitap ediyor :) bubble'ın daha sakin olması iyi ama; hem mekan döt kadar küçük hem de gittiğim gün kimselere değmeden bırakın dans etmeyi gayet rahat yürüyordum... ki sıkıcı ;)

Malumunuz üzere tek başıma gitmedim bara, gaydating sitesinin birinden tanıştığım kahve içtiğim ara ara lafladığımız, yiyişmediğimiz ki yiyişmemizin imkansız olduğu (alla'm büyük konuşmiim) bir oğlan ile gittim. Bi de saf gibi onu da blog yazmaya teşvik etmek adına tüm takip ettiklerimin listesini verdim, şayet beni buradan tanırsa ona lafım; o kişi ben değilim oldu mu? :)

Cumartesi gecesi; ki gece hayatım yoktur, öyle olunca da benim hemşire demez mi! "+ne gezmesi?"
"- arkadaşlarla bara falan takılcaz... müzik çalan biyer falan herhalde belli değil..."
"+ aaa ben de geliiim?"
"-o.O" ayıkla pirincin taşını! bu beyaz yalanlar uydurmak zorunda olmak benim canımı gerçekten sıkıyor! ki elime yüzüme bulaştırmam kuvvetle muhtemel; çünkü hep geçiştiriyorum...

Neyse, sokak arasında birer bira içerkene benim midem bulanmaya başlamasın mı! anlamadım ben de ne dokundu? oğlan bana birşeyler anlatıyor ama benim aklımdan "laaaan sakın kusma taksimin ortasında! çöp kovası nerde etrafta? çöp kovası?..." geçer halde endişeli iken bir süre sonra kendime geldim az daha geceyi boka çeviriyordum... Hoş gece ilerleyen anlarda boka çevrildi ama benim tarafımdan değil :)
Haa bi de size de bana da not: olurda boynunuz tutulurda; rahatlamak adına, dışarıya çıkacağınız birgün kas gevşetici hap almayıverin! bara girdiğiniz anda kendinizi wc'de buluverirsiniz! Ayrıca şu wc'lere neden ses sistemi konulmaz ki? Çıkan sesi bastırmak için sifonu çekmekte yetmeyebilir pekala!!! Yani birilerinin gün gelir ihtiyacı olur ondan ^.^ Alla'am çıkınca kapıda da bir oğlan bekliyor! neyi bekliyor ben de anlamadım...

Fark etmeden bara girmişim yukarı da neyse, geldik bara iki güvenlikçi kontrol ediyor üstümüzü; de birisi sanki fazlaca kontrol ediyor gibime geldi beni! hani tamam günlük hayatta da başka güvenlikçiler de kontrol etmiştir de, sanki kapıdaki okşuyormuş gibiydi? Ben de anlamadım zaten anlık birşeydi totomun üzerinden elleriyle iki kere geçince farkettim sonradan? Neyse hizmette sınır tanımıyorlar sanırım :) benim aklımda içerisi olduğu için hiç tınmadım tabii (tamam sıvazlanmak güzeldi ayrıca! iyi de oldu çokta güzel oldu pek iyi oldu bu tamammı!)

Not1: Burada ben yarım kesiyorum, lan yoruldum bir saattir yazıyorum saat olmuş 02:00 sabah işe kalkıcam... Ama siz bu postu tam haliyle okuyacaksınız... Aramızdaki kim olduğu "beeelli" (gülistan gibi okuyun şunu!) olan ipneler gibi hikayeyi yarım postalamayacağım yavrular!!! Cuma gecesi devam ederiz...

...üstteki nottan iki gün sonra;

Not2: Bugün cumartesi gecesi 00:52 ve ben dün yazmaya devam edecek kadar ayık değildim ^.^ evede biraz iş getirdim, yarın gece umarım devam edebilirim... tükürdüğümü yalamış gibi olacağım ama fazla soğumadan bunu yayına vereyim :P

... to be continued

6 Mart 2012 Salı

The One That Got Away


Ama bu çok acı olmuş; klibi izleyince insanın sevdiğinin zamansız elinden kayıvermesi! :( brokeback mountain'in sonundaki özlemi çağrıştırdı bana... ;( hiçbir zaman kavuşamayacak olmak...

29 Şubat 2012 Çarşamba

Çimdim geldim...

Selam yavrular; kusuruma bakmayın emi! malum çok sık yazamıyorum, beni sormazsınız da ben yine de söyleyivereyim (dedim ertesi gün adsızın biri beni sordu) Gayetin iyi hoşum; iş-yüzme-ev arasında gidip geliyorum. Malum eve akşam 11'de ancak gelince internette koca bakmaktan, blogları okumaktan zaman kalmıyor gece 01:30 'da olunca zaten uyku moduna da geçmiş bulunuyorum. Öyle olunca göz ucuyla takip ettiğim dizileri de artık izleyemez oldum; cemile, kuzey-güney aslında burada cemrenin banuyu sinir etmesi hoşuma gidiyor sanırım kızların birbirine giydirmelerini seviyorum ^.^ Aslına bakarsanız da iyi oldu dizileri kaçıdığım. Bir ara hafta sonu yarım bıraktığım dizilere tekrar gömülmeliyim sanırım; desperate housewives, brothers and sisters... araya askerlik girince takip edememeye başladım. Şu queer as folk'u da bir izleyelim bakalım; tabi aklıma gelirse bunlar neyse...

Malum daha çok sağlık sebeplerimden ötürü yüzmeye gideceğimi söylemiştim. Başlayalı 5 hafta oldu haftada beş gün yüzmeme rağmen hala simitlerim bıngıl bıngıl yerinde duruyo yaa! Ben ayda rahat 4 kilo vereceğim derken 1 kiloyu zor verdim! verdim mi ondan da emin değilim ya? Yüzmeden geliyorum eve gecenin 11'inde atıştırıyorum iki saat sonrada uyuyorum! nah kolay veririm ben bu kiloları! ama omuzlarım belirginleşmeye başladı göbeğimi içeri çekince de gayet fit oluyorum yavrular. Olsun o kadar; ilk gün nefese nefese 600 metreyi zor yüzerken şimdi aynı sürede 1 saat 15 dk falan 1500 ü gayet rahat yüzüyorum, kondisyon tutmaya başladım sanırım? Mart sonunda hedefim 2000 metre bu hafta artık yavaş yavaş 1800 metreyi zorlamalıyım... Ama sağlık sorunuma kesinlikle iyi geliyor, bilinçli yüzerseniz...

Böyle işte çimmekten koca aramaya da vakit kalmıyor; aslında tek tük birşeyler oluyor, ökküz mesajları ile yokluyor ( bitti oğlum başka kapıya...) yeni kişilerle yüzyüze tanışmaca falan... Ama bunlardan birşeycik çıkmaz... Ben de artık ısrarcı, takip eden olmuyorum; bu işler karşılıklı olmalı düşüncesindeyim, yani biri bir adım atınca diğeri de atmalı ama? Neyse buna ayrı bir başlık açarız... ve ikinci bar maceram; tekyön... az daha eğlencemin içine sıçılıyordu; ama meşhur yılan dansımı :P yaparak tüm kurtlarımı döktüm öyle ki popo yanaklarım iki gün ağrıdı, yüzmeme rağmen; artık ne kadar döktüysem kurtlarımı... hepisi çok sonra yavrular ^.^

not: bu arada havuzda maç yapan ispanyol, türk vb. su topu oyuncuları ile ilgili detayları anlatmamı beklerseniz daha çok beklersiniz nihahahahahahaaaaaa! şaka bi yana elim ayağıma dolaşıyo yaa, bir ara su da antreman yapan yabancı oyuncunun totosuna dalıp giderken buldum kendimi; yazık bana gıı :(

24 Ocak 2012 Salı

Haydi ellerrrrrrrrrrrrrrrrrrrr!

üç yüz beşyüz üçyüz beşyüz...ıp tıss ııp tıss...
Tarih kara cumartesinin olduğu gün; hani İstanbul'da ve diğer birkaç şehirde elektriklerin kesildiği suların akmadığı, metroların çalışmadığı o kara gün...

Gözünü sevdiğimin medeniyeti... anam ne kadar alışmışız öyle; elektrikler kesilince insan bir afallıyor, yani ne yapacağını bilemiyor... Ben de kuzenimin çocukları ile vakit geçirdim; çocuk bakmak ne zor yaa hayır yani birde birbirlerini azdırıyorlar, tek başlarına iken bu kadar tehlikeli olmuyorlar... Artık onları sakinleştirmek için "bakın uslu durmazsanız allah baba kar yağdırmaz" yalanını uydurmak zorunda kaldım... Çıktık onlarla kar, elektrik, su ve internet duasına. Neyse ki dualarımız tuttuda akşam üzeri duşumu da alıp (kirloş çıkamazdım) taksime x-coach ile buluşmaya ve sonrasın da bir arkadaşın doğum günü kutlaması için "gay bar" a doğru yola çıktım... Evet ilk "gay bar" deneyimimi de böylece yaşamış oldum yavrular...uuu beybi!!! az sonra...

Anam o gün kuzenimin de taksim de işi olmasın mı! Hadi beraber gidelim dedi, tabi taksime gidince onu ekebilmek için sağda solda oyalandım, neyse ki ekmem zor olmadı... Benim yalan söylemeyi becerebilmem gerekiyor sanırım; sordukların da " arkadaşlarla film izlemeye, sonra da başka bir arkadaşın doğum gününe gideceğim..." diye üstü kapalı bir biçimde söylüyorum, bu gidişle ben bu ipneliği elime yüzüme rahat bulaştırırım yani üç vakte kadar...

Neyse; xcoach'la "zenne" filmini izlemek üzere anlaştığımız üzere buluştuk... Hele ki anlaşmamaya gör! "-gelmezsen seni yo-la-rım!!" demesin mi! yiyiyorsa gitmeyin! ^.^ Tabii kimlerin olacağını sormadım; birkaç tanıdığım blog yazarı olsaydı daha az kendimi dış kapının mandalı hissedebilirdim... Ayak üstü lafladık; artık detayları blog sayfasında okuruz umarım minik kuşun...

Film; tahmin ettiğiniz üzere gay temalı olunca, profil sayfalarından tanıdık yüzler görmemeniz zor... Sanırım artık ilk başlarda ki gibi gay filmleri beni etkilemiyor? Film de can'ın ahmet'in renksiz tshirtlerini giydiği sahne de gözlerim sızladı, ama ağlayacak kadar uzun sürmedi o sahne... Müziklerine bayıldım eşlik edemeden duramadım; ki kamera arkası çalışmalarını da izleyince filmi tekrardan izlemek gerektiğine karar verdim, ama bu sefer tek başıma gideceğim... Filmleri tek başıma izleyince daha iyi dikkatimi verebiliyorum da ondan... Belki bir kişi daha olur; kim olduğu sizi ilgilendirmez tabii yavrular... Şimdilik sadece arkadaşız vallahi de billahi de; bir kere yemek yedik hepsi o ;)

Filmden çıktık baktım xcoach'un arkadaşlarından bana ekmek çıkmayacak (lol!) ben de bara gitmek üzere biraz istiklal'de turladım... Yine bu profil sitelerinden tanıştığım şehir dışında olduğu için msn'de ara ara muhabbet ettiğim oğlanın doğum günü olunca, bir de artık yüz yüze tanışmanın da vakti gelmişti; fotoğraflardan neye benzediğini biliyorumda sanalla kalmasın, ayıpta olmasın diye teşrif ettim...

Bara girdim, isim versem mi bilemedim? ama the hall içerisinde... baktım bir köşe de 4 kişi bir de ben; dükkanı daha yeni açmışlar belli saat 00:30 daha. Hatta bir kere de bu barın önünden erken saatlerde ofisteki arkadaşlarla geçtik; içlerinden biri demez mi! "- güzel bir yere benziyor gelelim bigün?" tabii ben içimden gülüyorum... Neyse; doğum günü çocuğu geldimi diye hemde bara şöyle bir bakmak için az dolandım; bir yere geldim, perdeyi sıyırdım hafif ışıklandırılmış bir yer, baktım kimse yok bira alıp oturdum müziğe eşlik edip fashion tv de erkek mankenlere bakmaya koyuldum... karanlık oda olduğunun ayırtına sonradan vardım... Ne bilim ben barın döt kadar bir yer olduğunu; bana küçük bir mekan gibi geldi?... ve tek tek davetliler düştü; kapıya bir liste bırakmıştı doğum günü çocuğu, normalde ücretliymiş girişi...

Doğum günü oğlanı da teşrif etti sonunda; minik bir sohbet sonrası bir kaç kişiyi uzaktan tanıştırdı... sonra zaten yerinde durmadı ordan oraya zıpladı... Ben de artık nasıl bir yere oturdu isem karşımda duvar; duvarda bir çivi ^.^ boynumdan ara ara rahatsızlandığım için çokta yana çevirip uzun süre öyle kalamıyorum. Anam dansçı da duş başlığının altında ıslak ıslak şovuna başlamasın mı! Dövmeleri daha çok ilgimi çekti şahsen... Arada bir önümden geçenleri süzdüm; kimileriyle birkaç saniyelik göz teması, arada bir de duvardaki çivi ile göz teması kurdum... Güldüm kendime; oturduğum yerden sallanmak olmayacak deyip; kalktım doğum günü çocuğunun yanında bir iki sallandım...

Ne tesadüf ki xcoach'ın tayfasından iki kişi de bara teşrif etmişti, onlarla da merhabalaştık... Neyse bu iki kadın ;) ben ayakta dans ederken kendi çapımda; meşhur yılan dansımı icra ederkene bana bakıp kikirdemesinler mi! Çok ta umurum da olmadı, çıkışta göremedim yoksa yolacaktım :P, Yani bara gelmişsin ya yiyişcen ya da dans edeceksin! Ben ikincisini yaptım... Orada en çok eğlenen bir lezbiyendi sanırım hiç durmadan dans etti; dans etmesi hoşuma gitti, bir ara onu izlemeye koyuldum... Diğer ipnelerden daha iyi dans ettiği kesindi! Millet çokta birbirini izleyip durdu; kimileri perdenin arkasına geçti, keşke tekrardan oraya bir girip çıkaydım; merak işte...

Ama bar merakımı giderdim; yine "bu mu yani?" durumuna girdim, belki de gençlerin yoğunluğundan atmosfer çocukça gelmişti... Ama tekrar gidersem de tanıdık ibnelerle gitmek lazım; delliler gibi dans etmek için... Valla başka bir niyetim yok. Üç gibi mekandan ayrıldım, kulaklarım 1 gün sonra ancak kendine gelebildi...

Ben bir de yaz tatilinde otel diskosundaki showumu anlatacaktım dii mi fii tarihinde? ^.^




16 Ocak 2012 Pazartesi

Az biraz güzel, az biraz enayi, bi bitli karakedi...

Şu geçen bir ay içerisinde, artık yüzümde peşi sıra çıkan sivilcelerden kurtulmak için cildiyeciye gidiverdim. Öyle ki yüzümün bir tarafında peşi sıra çıkan bu sivilcelerden bazıları birer kişilik haline gelmeye başlamış; sıkılması kaçınılmaz sonları oluyordu öyle olunca da (sıkmayın canlar!).

Doktor hanım stressel sebepleri araştırsa da aklıma pek birşey gelmedi; hayır yani ipne olmayı kafama taktığım yok olsa daha önceleri çıkardı ki; ergenlikte sivilcem olduğunu hatırlamam tek tük belki... Ama belki son bir sene de ideal kocayı bulamamayı kafayı takmış olabilirim, kabul ^.^

Aldım reçeteyi gittim eczaneye;
- 1 kutu içinde üç tane hapın olduğu bir ilaç ( isim vermiyorum, bilip bilmeden içer miçersiniz sonra başıma kalmayın!) ki içten sivilce kurutucu gibi bir şey
- Clindoxyl; dışarıdan halen faal halde bulunan sivilceler üzerine sürülesice bir krem, öyleki deri altında 1cm2 alan kaplayan bezeleşmiş bir yeri yok ediverdi
-Mono derma; a vitaminli sönmüş sivilce lekelerini yok etmek için kapsüllerden oluşan cildin yenilenmesini sağlayıcı sigortanın karşılamadığı ilaç ya da kozmetik ürünü.

Tabi ben bu lekeleri geçirecek başka birşey varmı diye sorunca, ki sormaz olaydım; eczacı hanım beni oradaki iki hanıma yöneltti:

-"gelin sizin cildinizi bir analiz edelim"
-"hıımm, sevilceleri sıkmışız; sıkmayın lütfen" artık kuru ciltmi dedi yağlı bir cildim mi varmış neymiş unuttum; bana oradan sırasıyla 3 ürün çıkardı... Hanımın bana çektiği fiyat 350-400 tl bişeydi. (içses: yere çömelirsem belki bişi yapmazlar)... Ben bu parayı buna versem benim hemşirenin dilinden kurtulamam... Yok mok dedim; yani yüzüm sivilce tarlasıda değil hani, alt tarafı 5 leke /sivilce içinde o kadar parayı veremem pardon...

-"Ama bu yüz temizleme jelini kullanmalısınız"
+" Fiyatı nedir... peki aliim onu". Ben bu kadar ile kurtulduğumu sanırken eczacı hanım;

-" Beyfendi şimdi bu aldığınız kapsüller cildi soyarak yenilenmesini hızlandırdığı için güneşe çıktığınızda zamanla yüzünüzde kalıcı lekeler oluşturabilir; onun üçün size bu son model, kanser hastalarının bile güneşe çıkarken kullandığı ilaç muhteviyatlı güneş koruyucuyu öneriyorum"
+"yaaa! peki, aliim o zaman?"

Sonuçta; yüzümdeki 5 sivilce için, sivilce başına 40 tl ödemiş bulunmaktayım totali siz hesaplayın! Ama işe yarıyor hakkını verim; önceki gibi göze batmıyorlar ve dediği gibi cilt soyulduğu için pembeleşmeler oluyor.

-Bitli karakedi bölümü..........................................

Nasıl desem bilemiyorum, biraz utandırıcı komik bişii; ama nerden bilmiyorum kapmışım kasık bitini :( ki çocukluğumda bitlenme vakası bile geçirdiğimi hatırlamıyorum.

Tuvalette hacet giderirken oramı buramı kurcalarken elime dökülmüş deri sandığım birşey geldi; almak zor olsada yakından bakınca gözlerim faltaşı gibi açıldı kalbim küt küt atmaya başladı; bir gördüm ki canlı bir yaratık o.O Başta dökülmüş deri sandığım için kopardığımdan başıma  daha öncede böyle birşey gelmediğinden ben bunu kene sandım o yüzden tırstım... Aklımdan bir yandan da paranoya düşünceler geçiyor;

+" Alla'm n'olur ölmiim daha çok gencim, böyle olamaz kırım kongodan olmamalı daha lotodan büyük ikramiye bana çıkacak artık çalışmama gerek kalmayacak, hem kış günü kenenin apış aramda ne işe var yahu! yaz ayı olsa çimlerde debelensem beeelki dersin!"

Nette biraz araştırınca bunun kasık biti olduğunu kavradım; artık o anda nasıl sinirlerim bozuldu ise; aldım elime usturayı ( bildiğiniz banyo traş bıçağı işte, ama bu kelime burada çok havalı duruyo) cart cart cart! ne var ne yok elimin ulaşabildiği yerleri kazıdım...

Ertesi gün bir hafta aradan sonra tekrar cildiyeciye gittim. Dedim böyle böyle; o da dedi  "geçin şöyle bir yatında bakayım" Neyseki yüzme havuzu için gerekli olan  mantar taramasını yaptırırken ki donumu zöörrrrrt diye indirmeme gerek kalmadı. Doktor hanım onayladı, kazımanın artı olduğunu söyledi böylece varsa yumurtalardan etkili bir şekilde kurtulmuş olundu, yazdı reçeteyi;

-Kwellada losyon ve şampuan; ayrıca yatak çarşaf vb. ne varsa yıkanacak, ilişkide olduğum biri varsa o da uyarılacak kontrol için. Malum bu uyuz şey daha çok cinsel yolla bulaştığı için ve başka yerdede dolaşmıyor meret! aklıma ilk sevişmemde kapmış olabileceğim geldi. Valla evren bana mesaj göndermeyemi çalışıyor nedir seviştiğim oğlana mesaj atıverdim; o günde ara ara kaşınıyordu dikkatimi de çekti ama alerjik falan demişti.

Neyse ki; dediğine göre kontrol etmiş ve onda yokmuş; uyardığım için teşekkür etti... Benim de aklımdan geçti bir ay gibi bir zaman geçmiş ondan bulaşsaydı kesin daha önce hissederdim çünkü kaşındırmasından, içinizde birşeylerin yürüyor hissiyatından, ısırmalardan anlardım... Kirloşun biri olsam yine tamam suç bende derim; alt tarafı en fazla bir gün ara ile banyo yapmamış olabilirim; o da havalar son bir iki haftadır soğudu diye, hafta içi hergün de duş alırım; hatta o yetmiyor bir de patilerimi yalıyorum... Aklıma birtek başıma bu olay gelmeden bir eşofman altı denediğim geliyor; 3-4 gün öncesinde... Eczacı hanım mağaza da giysi denemekten dolayı da geçebilir demişti. Zaten meret su da boğulmuyor istediğiniz kadar yıkanın; tırnakla bile zor geliyor elinize. Losyonu sürdüm; bana 1 kez yeter demişti bir de 10 gün sonra varsa yumurtalardan yeni çıkanlar için tekrarlamak gerektiğini; nasıl desem sanki naneli şekeri ağzınızdan değilde kıçınızdan almış gibi bir serinlik hissiyatı yaşatıyor ferah ferah :)

Neyse ki o 10 günlük tedavi sürecide  bitti ilk günkü gibi tertemizim! Eğer ökküz "-evet bende de kasık biti var" deseydi var yaaa! yeminlen seksten soğuyabilirdim :) Umarım doğruyu söylüyordur, artık yediğim şeylerde kıl, tüy, böcek varmı sanırım daha bir dikkatli bakacağım... Herkesin başına gelebilir diye bu kadar detaylı anlattım, bu olay birbirimizle sevişmekten soğutmasın bizleri lütfaan!

Ve son dakika gelişmesi: 80 kiloyu gördüm hatta geçtim sanırım o.O, ama yüzme havuzu da açıldı sonunda. 70 kiloya inersem haberini alırsınız zaten. Siz bu satırları okurken ben su da çimiyor olacağım yavrular!...

1 Ocak 2012 Pazar

Milli olmak (devam)


Böyle işte. Tabii o boynumdan öpünce ben herhangi bir tepki vermedim, o an için karşılıkta vermedim. Garsoniyer olarak kullandığı evin odalarını gösterdi; bir oda bir mutfak bir banyo, geç buluştuğumuz için kalırım demiştim de saat akşam 10 gibi ancak evine geçebilmiştik. Valla ara ara gazetelerin 3. sayfa haberleri aklımın ucundan geçse de, insanlara artık şüpheyle yaklaşmak istemiyorum; o zaman kendi duvarlarımı aşamıyorum...

Oturduk, onun işten çıkmasını bekleyeceğim diye 2 saat avm'lerde dolanıp durduğum için yorulmuştum. O da iş yorgunuydu. Ortamda ses olsun diye sezen cdsini taktı playera. Lafladık; onun ilişkilerinden, hayatından, benden, eşcinselliğimizi nasıl keşfettiğimizden aralarda ufak sessizlikler olsa da bi 2 saat kadar lafladık. Bir şeyler ikram etti, ettiği meyve suyunu keşke içmeyeydim; gece boyunca karnımdaki şişkinlik gitmedi. Tamam gittiği bir nokta oldu ama o da ben de pek umursamadık "pırrt!- ne?..." ^.^ İkram ettiği cipsleri de yemedim, bi tane bi bisküvi aldım ayıp olmasın diye; ama aslında aklımdan geçen şey şuydu:

" Ayy cips mi? Şimdi yersem ağzımda kokusu kalır, ya öpüşürsek? diş fırçam yok yanımda" ya öpüşürsek !!!

saat 19:00 - karakedi " iyi akşamlar naneli şeker var mı? alabilir miyim?... hayırlı işler"... Dediğim gibi en fazla öpüşürüz belki diye hadi bari nefesim ferah olsun diye ağzıma attığım birkaç şeker almıştım öncesinde... (hı hı tabii)

Saat gece 12 olunca "hadi artık yatalım" dedik malum o da sabah işe gidecek. Dişlerini fırçaladı geldi, tabii fırçalama sesini duyunca kafamdaki ampul yandı! geldikten sonra dudağıma bir öpücük kondurdu... e peki madem "öpüşelim mi?" dedim... yatağı hazırladı, gecelikleri desem abes kaçar bildiğin pijamaları, eşofman altı ve tişört verdi giyinmek için sonra onlarda 10 dakika içinde çıktıya...

Başladık yiyişmeye; ilk dedim ya, başlarda ona bıraktım istediği gibi yönlendirdi. Malum ben henüz tazeyim ^.^ bişeycik bildiğim yok; ama çabuk öğrenirim. Öpüşürken her ikimizin başka yerlerinde de hareketlenme olmaya başladı tutabilene aşkolsun! Biz tutamadık! Derken "yok bu böyle olmayacak" deyip tişörtümü çıkardı, hiç itiraz etmedim. Yine giriştik, bir ara karnıma doğru öpe öpe inince gıdıklandım, kasıldım birden; tutamadım güldüm. "yok bu böylede olmayacak" deyip bu sefer "eşofman altını da çıkaralım" dedi. "sen çıkar o zaman benimkileri de "dedim... Aslında öpüşerekten yavaş yavaş birbirimizin giysilerini çıkardığımız birşey hayal ederdim ara ara. Na'mümkün yavrular! 5 dakika içinde kalakaldık iki cıbıl! Kaptığım birkaç tekniği bu sefer ben ona uyguladım... Aslında onun yaptığından fazlasını yaptım; nedense öpüşürken dilini kullanmaya çekindi mi ne? Bir ara kullanır gibi oldu ama elimden ağzımdan kaçırdım! Tabii bu sırt üstü yatınca zurnanın zırt dediği yere geldik! Oğlanın gözlerini kapamasına taktım taktım taktım!!!

Ne biilim; biraz fantezilerimi yazmak gibi olacak ama, yani...Ellerimizin birbirine değmesini isterdim, parmaklarımız kenetlensin, sımsıkı tutsun elimi. Sonra ellerini saçlarımda gezdirsin, iki eliyle yüzümü avuçlasın; yanacıklarımı okşasın. Gözleriyle gözlerimin en dibine baksın; tebessüm etsin, o tebessümü gözlerinde göreyim, gözlerim dolsun. Bir damla aksın gözümden yanağıma doğru. Hiç ses etmese de olurdu; saçımdan boynumdan koklarken içine çektiği nefesinin sesi bana çok şey anlatabilirdi... Kollarıyla bana sarılsaydı; vücudunun sıcaklığını hissedebilseydim...diye uzayıp gider : ( ama olmadı...

Olmadı çünkü ilk olmasına rağmen kalbimde bir çarpıntı hissedemiyordum. Gözlerinin sürekli kapalı olmasını yorgunluğuna bağladı! Onu 2-3 sefer uyarınca 4. kez uyarmadım artık ayıp olurdu! Bu bir ara gözlerini açar oldu; anam ne göreyim! Oğlanın gözleri kaymış, resmen şaşı bir hal almıştı göz kapaklarını açarken; düzeldi hemen :) Ellerimin rahat durduğunu pek söyleyemeyeceğim; kah aşağıda, kah yüzünü, saçını okşarken koşuşturup durdular. Artık bendeki de kaç yılın açlığı ise öpüşmeye doyamadım; bir ara ben de kendimi kaptırıp gözlerimi kapatınca bir baktım burnunu da öpmeye başlamışım ^.^ Neye olduğunu hatırlamıyorum ama bu bir ara güldü, sanırım buydu sebebi. Baktım bu artık kendinden geçmeye başladı "uyu sen istersen..." dedim, "sabah işe gideceksin..." O uyumaya geçerken elim hep göğsünde dolaştı durdu, bir tutam kılı hafif hafif çekerekten... rahat uyusun diye kendimi sonra uzakta tuttum...

Sabah olunca; aslında yabancı yerlerde pek rahat yatamam alışana kadar, erkenden uyandım. Başladım bunu hafiften koklamaya, tekrardan okşamaya, uyansın diye; akşam zaten hevesim yarım kalmıştı. Uyandı ve başladık yine yiyişmeye, bu sefer belki de gerginliğim azda olsa gittiği için daha bir hoştu. Fiziksel "baskısına" daha fazla engel olmadım peki dedim... Ne olduysa "beş dakika da beşiktaş derler" ya oldu bittiye geldi valla... sanırım hepsi buydu, sonrasında tekrardan öpüşme isteğinde bulunsamda "işe gitmek için hazırlansam iyi olur" diyerekten notumu da vermiş oldum; "Ökküz!" bunu sesli söylediğimde banyodaydı kendisi...

Evden birlikte çıktık; çıkmadan öpücük kondurdu dudağıma yine ama bu sefer dudağımı aralamak bile geçmedi içimden... Kuru kuruya öptü "haberleşiriz..." dedi (hı hı tabii). İlk buluşma da ayrıldıktan sonra 5 dakika içinde mesaj atan oğlandan, bu sefer saatler geçmesine rağmen ses soluk yoktu. "Acaba oğlanı seksten mi soğuttum?" diyerekten "Misafir ettiğin için teşekkürler..." diye altı saat sonra bir mesaj attım. " Ben de teşekkür ederim, ne zaman istersen...." diye devam eden bir mesajla geri dönünce vicdan azabım son buldu :/

O günden sonra zaten ben hakkındaki kararımı verdiğim için arama lüzumunda bulunmadım, O da tenezzül etmedi; taa ki aradan 3 hafta geçtikten sonra tekrar date sitesinden bir mesajla dönüş yaptı. Belli ki sevişesi gelmiş yine " Hiç aramıyorsun?..." Bu mesaj sonrası onunla aklımdan geçenleri, onu kırmadan paylaştım, Sadece kendi mesajlarımı yayınlamayı uygun görüyorum; izni olmadan bir başkasının mesajını aynen yayınlamayı doğru bulmuyorum... Bazı yerleri siliyorum (***** şeklinde) takdir edersiniz ki...
---------------------------mesaj1
yaa hayattayız hala...
---------------------------mesaj2
sen de arayabilirsin sonuçta dii mi ****** :) eee işler ne alemde? sanırım şu sıralar yeni ***** ile haşır neşir olsan gerek? *****ye gelip gitmeye başladın mı?
---------------------------mesaj3
hayırlısı olsun senin için, aynı iş güç devam ediyor sağlığım yerinde; yok bir sıkıntım. değişiklik iyidir, ben de ara ara iş ilanlarına bakıyorum; daha iyi koşullarda kendimi geliştirebileceğim bir iş olursa ben de durmam yani...

açık konuşmak gerekirse; seviştiğimiz geceden sonra arayıp sormayınca olaya sadece seks gözüyle baktığına karar vermiştim; umarım yanlış anlamazsın ama duygusal, fiziksel vb. anlamda ben tatmin olamadım :) buna ten uyuşmazlığımı denir bilmiyorum ama, belki kısıtlı zamandan, belki senden aradığım ilgiyi göremememden aramızda 2. bir sevişmenin olacağını düşünmüyorum. sonuçta inanıp inanmamakta serbestsin ilk kez biriyle birlikte olduğumu söylemiştim, herhangi bir pişmanlık yok... ben de acaba çocuğu seksten mi soğuttum diye düşünmeye başlamıştım ;)

laflamak, kahve içmek vb. istersen burada veya dışarda bir yerde zaman ayırabilirim... ama sanırım bundan sonra biriyle birlikte olmak için sanırım kalbimin çarpması gerekiyor; yoksa bunun bir sonu yok gibi...

sadece bilmeye hakkın olduğunu düşünüyorum, niyetim kırmak değil; sonuçta hala samimiyetine inanıyorum... :)
---------------------------mesaj4
:) iyi o zaman yanlış anlaşılmadığıma sevindim, allah aşkına söylermisin akşam çok mu uykun vardı senin? gözlerini sürekli kapamana gıcık oldum, sen uyurken daha çok izledim ben seni... sonuçta sevişmeden iki kişide zevk alırsa devamı gelir diye düşünüyorum...

böyle işte, eee daha daha nasıl gidiyor hayat? o günden beri de yüz yüze görüştüğüm kimse olmadı, yeni tanıştıklarım oluyor, samimi oluyorum ama sonra kayboluyorlar? ben de dediğim gibi ısrarcı olmamaya karar verdim... niyetim sadece seks olsa sanırım herşey daha kolay olacak :(
---------------------------mesaj5
ne bileyim uyurken sarılsan daha farklı da olabilirdi ;) o zaman birşeyler hissedebilirdim, sadece aktifim deyince yetreince huyunu suyunu bilmediğim için seni çokta huzursuz etmek istemedim farkettinmi bilmiyorum ama? tabii bir de güzel bir popon var kimse duymasın ama ;)

eee sen bir şey düşünmedinmi? içinde kalmasın.
---------------------------mesaj6
:) o zaman yorgun olmadığın bir güne belki de izin gününe denk getir şu sevişmeyi daha çok zevk alırsınız o zaman belki? yani bir öneri... sen de iyisinde duygusal tatmin sanırım aradığım... cidden o gece sevişmek gibi bir niyetle gelmemiştim, en fazla öpüşürüz diyordum ama cık olmuyor işte dürtüler! :)
---------------------------mesaj7
bebek poposu gibi... :) neyse ben birazdan kaçar, kendine iyi bak.


...ve bir kezbanın anıları burada son bulur.