aynadaki aksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aynadaki aksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2011 Cumartesi

Mim- "Batıl inançlar"

Vallahi biri mim'lemese buraya yazı yazacağım pek yok! Allah'tan birileri mim'liyorda üç beş bir şeyler click'liyoruz; işten eve gelince biraz dinlenme biraz nette gezinme derken bir şeyler yazmaya üşeniyorum, ancak hafta sonları yorgun olmayacağım da yazacağım! Kocaman bir kııııh bana! Daha erkekler konusunda zevksiz kuzenlerimden ve xcoach'tan bahsedeceğim. Bu sefer mim'leyen Aynadaki Aksim.

Mim'in Konusu : Mim batıl inançlarla alakalı bir yazı yazmak.

En baştan başlayalım; ilkokula gittiğim dönemler... Aslında ne kadar batıl inanç, hurafemsi ne varsa tee o zamanlardan itibaren çevremizden zihnimize yerleştiriliyor. Pek tabii küçük, saf olduğumuzdan bunlara kolayca kanmamız kaçınılmaz; en azından ben böyle kandım şöyle ki:

Hayvan ölüsü görmek: Neyse ki bu geçmişte kaldı. İlkokulda ki çocuklar arasında yaygın olan bir şeydi; bilenler bilmeyenlere bu saplantıyı bulaştırırdı. Ya hayvan ölüsü ya da fare ölüsü gördüğünüz de (tam emin değilim) saçınızı tutup gökyüzünde uçan 3 tane kuş görmeniz gerekiyordu. Kuşları buldunuz buldunuz yoksa mıçtınız! El saçta hem aptal ve komik durumuna düşmemek için başkalarına çaktırmadan saçınızı tutmaya devam ederdiniz; hem de hayvanın gece rüyanıza girmemesi için kuş arama telaşına düşerdiniz. Petshop'lardaki kuşlar sayılmıyor! İllaki uçması lazım. Ha eğer hava yağmurlu ise moku yediniz, yağmurlu havalarda kuşların hepsi bir yerlere tünemiş oluyordu. O zamanlar her yer betonlaşmamış olduğu için evin yanındaki boş arsalarda oyun oynarkene denk gelebiliyordunuz ölü farelere. Şimdi na mümkün! Orta okula kadar bu böyle devam etti.

Cips kola kilit (hem de "özel"): Aslında bunun batıl inançla bir ilgisi yok, eski dosyaları karıştırınca aklıma geldi. Bunu artık kim icat etti ise herifin kafası ticarete çalışıyormuş! Şimdi kesin "İyi günler efeeem! Gözünüzün üstünde kaşınız olduğu için bizden 1000 kontör kazandınız, ama bunu alabilmek için bize 250 kontör göndermelisiniz" diye mesajlar atan bi yerin başındadır. İki kişi aynı anda, aynı kelimeyi söylerse; sihirli cümle olan "Cips kola kilit"i ilk söyleyen kişi diğerini kitliyordu; artık konuşmanız yasak. Konuşabilmeniz için birinin adınızı telaffuz etmesi gerekiyordu.Yook! ipne bir de "özel" sıfatını eklerse; artık siz o kişinin insafına kalmışsınızdır. Kitleyen kişi isminizi anarsa konuşabilirdiniz; ya da al bir "cips ve kola" istediğin kadar konuş. Zaten her şey bedavadan bir cips ve kola içindi. Ismarlayan saftirikler vardı, olayın saçmalığını anlayacak yaşa gelincede "s*ktir"i çekiyorlardı.

Cep'e tuz koymak: O zamanlar 12-13 yaşındayım, büyük abulam evleniyor; klasik evlenme ritüelleri... Kırmızı kurdeleyi abulamın beline ben bağlamıştım; şimdi bu davranış kadını küçültücü gelse de o yaşta çoğu şey çevreden empoze edilirdi, kaçacak yerim yok! Evden çıkmak üzere hazırlanırken valide hanımın eli cebime gitti; bi baktım bir tutam tuz? Hiçbir anlam verememiştim; sanırım o gün o kadar güzel idim ki beni kem gözlerden korumak istemişti. Bir de bunun dualar eşliğinde tuz çevirme versiyonu var; sadece kulaktan dolma bilgiler.

Götü kaşımak: Bunu şaka mahiyetinde yakın eş-dost arasında bazen derim, bazen yaparım. Çok şık olmuşsunuzdur işte nazar değmesin diye birisi "götünü kaşı kızz!" der, siz de kaşırsınız. Amaç nazardan korunmak; sanırım bu yöresel bir batıl inanç.

Başkasının elinden bıçak almamak: Hadi unuttun aldın diyelim, bi de bıçağa "pühh" diye tükürülür "-ayyy! iğğreaaançsın valide iğreaaanç!". Bir tanıdıktan bununla ilgili mantıklı bir açıklama işitmiştim; bıçak bilindiği üzere metal, ve metaller de elektriği geçirir. Elektriği geçirdiği gibi başkasının negatif enerjisi de size bıçak vasıtası ile geçebilir. Yani arkasında parapsikolojik bir şeyler olabilir...


Eşiğe basma: Bu konuda rahmetli babaannem ve eski evin tahta eşiği gözümün önüne geliyor. Niye basmamam gerektiğini bilmiyorum, o da bilmiyordu sanırım. Herhalde evin içine ayakkabıdaki kir, toz, çamur girsin istemiyordu.

Ellerini birbirine geçirip oturunca kısmetini bağlamak düşüncesi: Valide hanım bu konuda bana bazen fırça çeker "ayy! ne alakası var be kadın! inanma böyle şeylere" derdim.

Tahtaya vurmak: Bunu hala yaparım mesela, aklıma sevdiklerimle ilgili bazen karamsar şeyler gelir; "saat kaç oldu hala aramadı, gelmedi" deyip endişeye düşer bir yandan da kulağımı çeker "muccuuuks!" yapıp içimden de "Allah korusun! Şeytan kulağına kurşun..." x 3 kere derim. Agnostik takılan biri için çok mu muhafazakar takılıyorum acep? Farkındaysanız çoğu çocukluğumdan kalan; aile, akraba büyüklerinden, aktarılan şeyler. Zaten bizimkilerden bazıları da falcılara, yıldızlara bakan hocalara gider! Doğru tahmin ettiniz bende kahve falını merak edenlerdenim; maksat muhabbet olsun.

Karakedi: Ve geldik asıl assolistimize!

Karakedi görmek uğursuzluk sayılırmış! Hadi beh! Tamam çocukken karakedi gördüğümde saçımı falan çekmişimdir, ama belli bir olgunluğa erişince bu düşünceden uzaklaştım. Hollywood sinemasının da bu düşünceyi körüklemesi yok mu! ayhh! Zavallı hayvan! Bir yakınımızın karakedisi vardı; diğer tüm kedilerden bir tek o hoşuma gitmişti; hayvan o kadar cool ki, gereksiz şımarıklıklar, aptallıklar yapmıyordu; görüntüsü güzelliği ile simsiyah bir jaguar'dan farksızdı. Anı ölümsüzleştirdiğimiz bir pozumuzda var birlikte çekildiğimiz. Karakedilere diğer kedi türlerine göre sanırım biraz pozitif ayrımcılık yapıyorum; toplum tarafından "uğursuz" diye yaftalanıp, ötekileştirildiğinden olsa gerek. Zaten "karakedi" rumuzunu kullanmamda ki nedenin altında da bu yatar; eşcinsellerin de toplum tarafından ötekileştirilmesi. Oysa her ikisinin de sevgiye o kadar çok ihtiyacı var ki. Sanırım bu yüzden sahil kenarında evin bahçesinde ki karakedinin hatırını bizimkilere soruyorum; bu hayatta yoldaşlık yapıyoruz birbirimize, valide hanımın tüm muhalefetine rağmen. Resimdeki kim mi? Tarla kedisi "müjü"...