9 Ocak 2011 Pazar

Kumrular gibi...

Kumru, güvercingiller (Columbidae) familyasından park, bahçe ve ufak koruluklarda çiftler halinde yaşayan güvercine benzer bazı kuş türlerinin ortak adı.

Kumru teriminin teknik bir önemi yoktur. Güvercin adı genellikle daha iri, tombul, kuyrukları küt ya da yuvarlak cinslere, kumru adı ise daha küçük ve zarif, sivri kuyruklu türlere verilir. Genellikle kahverengi tüylüdür. Şeklen güvercine benzemekle beraber, ondan daha küçük ve zarif yapılıdırlar.

Eşlerine bağlı kuşlardır. Eşlerden biri ölecek olursa, kalan eş ömür boyu başkasıyla eşleşmez. Dal parçalarından basit bir yuva yaparlar. Senede iki yumurta yumurtlarlar. Yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlar.

Ayrıca çıkardıkları seslerden dolayı halk arasında gugukçuk ve bazı yörelerde yusufçuk olarak da isimlendirilirler.
*kaynak

Oldum olası kanatlı hayvanlara karşı hep bir ilgim olmuştur. Çocukken valide hanım ile pazara gittiğimizde kutu içerisinde onlarca civciv gördüğümde validenin gözünün içine bakar "anneee! alalım mı?" derdim. Sonunda bu yalvarma ve yakarmalarım bir sonuç verdi ve bir çift civciv edindim. Gerçekten de her şeyin yavrusu tatlı oluyor. Bir çift oyun arkadaşım daha olmuştu, daha ne isteyeyim. Tamam, onlarla oynarken çok eğlendiğimi, onların bu eğlenceye gönülsüz katıldığını itiraf etmeliyim. Kötü bir şey yaptığım yok, sadece bir iki ufak uçuş denemeleri o kadar. Uçamıyorlarmış sonunda onu öğrendim. Havaların soğuması ile birlikte, civcivleriminde boy atması ile evde bakılamayacak hale gelecekleri belli olduğundan, civcivler bizimkilerce benim evde olmadığım bir gün bağı bahçesi olan bir yakınımıza gönderilmişler. Pek tabii buna sessiz kalmam mümkün olamazdı! İki gözüm iki çeşme kıyameti koparıyorum, civcivimde civcivim!..

Gel zaman git zaman, civcive olan merakım kuşlara yöneldi. Artık evden gizlice aşırdığım avuç avuç nohut, buğday ve türevlerini kuşları yakalamak için kurduğum tuzakta kullanıyordum. Evin terası bu iş için gayet uygundu... Onlarca güvercin yakalamışımdır, yakaladıklarımı bir iki sevip besleyip tekrardan salıveriyordum. Bu arada olan bizim kışlık erzağa oluyordu, bolca azar işitmişimdir babaannemden... Bizimkiler baktılar benle baş edemeyecekler, bir gün kuş hevesi uğruna evin terasından, duvarları alçaktı, düşmeyeyim diye bir çift muhabbet kuşu aldılar... Bu zamanlardan aklımda kalan kötü anı; sokakta nasıl yakaladıklarını bilmediğim bir güvercinin, bir grup çocuk tarafından öldürülüşüne tanık olmamdır. "yaa bu gerçek miydi acaba?" diye sonradan şüpheye düştüğüm olmuştur, o derece şoka uğratmıştır bu olay beni...

Dün tv'de kuşlarla ilgili bir haber vardı, izlerken muhabbet kuşlarım aklıma geldi. Birisiyle çok ateşli bir ilişkimiz vardı, ben kuşu başta hırçın tavırlarından ötürü erkek sanırken, yumurtlaması ile gerçeği öğrenmiş oldum; ismi bile çarli olarak kaldı. Bazen bizimkiler beni sinir ettiklerinde, kuşu salar omuzlarına konmasına beklerdim; tabii kuşun her türlü bakımı ile ilgilenen ben olduğumdan huyunu suyunu öğrenmiştim. Omuza konduğunda sinsi sinsi yavaşça kulağa doğru yaklaşmasından kafasından geçeni tahmin edebiliyordum. Kulak memesini ısırıp kaçardı, bizimkilerde küfrü basardı "eşşooğlueşek!..." , ben de kahkahalarla "kaç çarli kaç!.."; sinirim hemen yatışırdı. Eşi öldükten sonra, ben bunu her konuşturmaya çalıştığımda "cici kuşum cici kuşum! öpücük öpücük!..." diye hayvan tuhaf bir hallere giriyordu. Göz bebekleri küçülüyor, beyazlaşıyor; hayvan kaskatı kesiliyordu, resmen domalıyordu işte... Ben başlarda bunun ne yaptığını anlamadım, aslında bu halleri eşiyle çiftleşirken ki hallerinden tanıdık geliyordu, ayy yumurtlayacağını nerden bileyim! Hayvan bana "sahip" gözüyle bakmıyormuş meğer, duygularım incindi! Artık ismini bile söyleyemez olmuştum, hemen tahrik olmaya başlıyordu; salak! bir de yumurtladıktan sonra 1 saatte anca kendine geliyordu. Meğersem benim süper bi yeteneğim varmış; hoşlandığım erkeğe "murat! cici murat cici murat, öpücük öpücük öpücük!" dedikçe hemen tahrik oluyorlarmış falan hahaha... Aklıma "Wanda adında bir balık" filmi geldi; oradaki kadın karakterlerden biride fransızcadan tahrik oluyordu, rastlantıya bak ki fransızca benimde kulağıma hoş geliyor... Komşunun oğlunun kafesin kapısını açması ile de ilişkimizde bitti... Ama kuşların suda yıkanması kadarda sevimli bir görüntü yok, tüylerini açıp iyice kabartıyorlar falan, çok sevimli oluyorlar yaa.

Gelelim kumrulara; yukarıdaki bold yaptığım bilgiyi öğrenince de kumruların değeri gözümde daha bir arttı. Çok sakin kendi hallerinde bir hayvanlar, insanoğlu bazı şeyleri hayvanlardan öğrenmeli kesinlikle.

Üniversiteye giderken de ilk kedi mırlamasına şahit oldum. Kedilerle ilgili bilgide şurda

2 yorum:

kremkaramel dedi ki...

bi dakka ben şurda kaldım:
komşunun oğluyla ilişkin mi vardı?
ilişkinizin boyutu neydi?
kafesin kapağını açmak mecaz anlamda mı?
sen de onun kafesinin kağaını açtın mı?
meclise bu konuda soru önergesi vermek istiyorum!
evet evet ben çok vermek istiyorum (önerge dedik ya)

karakedi dedi ki...

mecaz felan yoktu, çocuk bildiğin balkonda olan kafesin kapısını açmış ve kuş pırr diye uçuvermiş...

ve evet doğru tahmin ettin; aramızda çocukça diye nitelendirebileceğim cinsel bir takım şeyler geçmişti, az daha da valide hanıma 2. kez yakalanıyordum kabus gibi! şimdi hayatta olmadığı için bahsetipte arkasından saygısızlık etmek istemiyorum...